Uzman görüşü değil, insanların sinemayla ilişkisi üzerine olan köşe yazıma devam ediyorum.

Yeni konuklar:

Varvara UlyanenokHolyВАРЯ, 'After Credits'in ilk yazarlarından, iyi arkadaşım ve quiz takım arkadaşım, müzikal, üçüncü 'Witcher' ve Expedition 33 hayranı.

Yevgeniya SmıkovaSt. Petersburg'dan Film Övücüsü, 'After Credits' yazarı, ekibimizdeki Rus sinemasının baş hayranı, Bubble Studios'un tüm etkinliklerine katılan kişi.

Şimdi soru ve cevaplara geçelim!

Hangi film yüzünden arkadaşlarınla tartıştın?


Varya: Filmler yüzünden sürekli tartışırım ama her zaman dostane bir şekilde. Geçenlerde 'Anora'nın kötü bir film olduğunu söyleyen bir tanıdığımla tartıştım. Ben de ona, filmi beğenmemesinin onun kötü olduğu anlamına gelmediğini kanıtlamaya çalıştım. Çoğu zaman tartışmalar belirli bir filmle değil, genel bir olguyla ilgili oluyor. Sırf iğrenç bir ana karakteri var diye bir filmi başarısız sayıp sayamayacağımız ve müzikal türünün bu kadar sevgiyi hak edip etmediği gibi.


Zhenya: En sık çağdaş sinemamıza karşı tutum hakkında tartışıyorum. Bazen uzun süre ve çok sayıda argümanla tartışmak gerekiyor. Örnek olarak, en çok 'Kurtuluş Birliği: Öfke Zamanı' dizisinin varlığını haklı çıkarmak için verdiğim 'savaşları' hatırlıyorum. Özellikle diziyi vurguluyorum. Sevgili editör, bu diziyi yılın final listesine seçtiğimde bile 'Emin misin?' diye sormuştun. Yüzde yüz eminim. Ama sadece diziyle ilgili.



Yarısında kapattığın son film hangisiydi ve neden?


Varya: Hatırlamıyorum, her zaman filmleri sonuna kadar izlemeye çalışırım, izlerken zevk almasam bile. Hatırladığım son sefer 'Django Unchained'di. O da harika bir filmdi, sadece genel yorgunluktan uyuyakaldığımı fark ettim ve izlemeyi sonraya erteledim.



Zhenya: Genelde her şeyi sonuna kadar izlemeye çalışırım, ilginç olmasa bile. Belki sonunda övecek bir şey çıkar. Sonuçta ben Film Övücüsü'yüm. Ama geçenlerde böyle bir durum oldu. 'Yabancılar: Bölüm 2' filmiydi. İzlerken dikkatim dağıldı ve devam etme isteğim kalmadı.



Sinema hakkında kendi en sevdiğin yazın hangisi ve neden?


Varya: Disney'in canlı aksiyon uyarlamaları üzerine yazdığım makale serisini seviyorum ('Pamuk Prenses', Disney stüdyosunun canlı aksiyon uyarlamaları). İzleme süreci pek heyecan uyandırmamıştı ama sonra kendime (ve okuyuculara) bunun neden kötü ve işe yaramaz olduğunu açıklamaya çalışmak şaşırtıcı derecede keyifliydi. Ayrıca 'Batı Yakası Hikayesi' hakkındaki yazıyı ayrıca belirtmek isterim, çünkü müzikalleri seviyorum ve burada biraz teori katma fırsatı doğdu, ne güzel değil mi?



Zhenya: İkinci 'Grom' hakkındaki yazının çok sayıda görüntülenme almasıyla gurur duyuyorum. Filmi çıkışından bir ay önce izledim, metni uzun süre düşündüm ve elbette böyle bir yankı görmek güzeldi. Ayrıca 'Karamora' hakkındaki yazının da popüler olmasına şaşırdım, ancak tarihi kişiliklerle karşılaştırma fikri bence harika. Ama en sevdiğim yazı, en sevdiğim format 'Taç Giyme' için rüya kadrosu. Bunu oluşturmak tam bir zevkti. Daha sonra bu formatı Atomic Heart uyarlamasıyla tekrarladım, umarım Kinopoisk görür ve dikkate alır. Ve umarım bu tür yazılar daha da çoğalır, çünkü gerçekten harika, yaratıcılık için bir alan.



Kendini kötü hissettiğinde hangi filmi yeniden izlersin?


Varya: Sanırım 'Harry Sally ile Tanışınca'. Daha çok sevdiğim filmler var ama özellikle bu film çok sıcak duygular uyandırıyor, tarif edilemez. Ve yılın herhangi bir zamanında izlenebilir! Sonbaharda New York havası için, yılbaşında ise önemli olaylar tam da kutlamalar sırasında geçtiği için. Kısacası, seviyorum.


Zhenya: İlginç bir soru. Yıllara göre değişiyor. Nedense 'Doktor Parnassus'un Hayal Gücü' aklıma geliyor. Bazen Fincher'ı, özellikle 'Sosyal Ağ'ı yeniden izlemeyi severdim, ama sanırım her zaman 'Paris'te Gece Yarısı'na dönüyorum. Orada mucizelere ve hayallere inandıran bir atmosfer var.


#Sinemaveİnsanlar