
Rus sinemalarında, geçen yıl Cannes Film Festivali'ne katılan Paul Schrader'ın filmini izleyebilirsiniz. Son çalışmaları arasında 'Soğuk Hesaplaşma' ve 'Sessiz Bahçıvan' yer alıyor.
Ünlü belgesel yönetmeni Leonard Fife ( ), kanserin son evresinde olduğunu ve fazla zamanının kalmadığını fark eder. Geçmişindeki en korkunç sırlarını saklamadan anlatacağı samimi bir röportaj yapmaya karar verir. Ancak Leonard önemli bir şart koşar: Odada sevgi dolu eşi Emma ( Uma Thurman ) bulunmalıdır. Onun yokluğunda asla günah çıkarma törenini kabul etmez.
Gösterime giren 'Aileyle Tanışma', türün altın çağının dört yıldızının neden yer aldığı belli olmayan, pek de dikkat çekici olmayan bir romantik komedi. Bu filmin tuhaflıkları hakkında incelememizde.
Open materialYönetmen ve senarist Paul Schrader, izleyiciye filmde başkalarını ifşa etmeye adanmış bir adam hakkında hoş olmayan gerçeklerin ortaya çıkacağını ima ediyor. Gençliğinden gelen samimi hikayeler, tüm bu süre boyunca kendisiyle ilgili mitlerin arkasına saklanan adam hakkındaki gerçeği göstermelidir.
Ancak sonuçta, karakterin kendi düşüncelerinde kaybolduğu ve izleyiciyi de yanında sürüklediği anlaşılmaz bir hikaye ortaya çıktı. Finalde, herhangi bir empati duygusu hissettirecek hiçbir şey olmuyor. Ama sırayla gidelim.

'Oh, Kanada' filmi, 2023 yılının başında vefat eden yazar Russell Banks'in romanından uyarlandı ve film onun anısına ithaf edildi. İlk karelerden itibaren yazarın ölümünün yönetmeni derinden etkilediği ve ana karaktere sempati duyduğu anlaşılıyor. Ancak bu sempati, hafif bir imadan öteye geçmiyor.
Film boyunca, kısa süresine rağmen izleyicinin ana karaktere karşı şefkat ya da nefret duyması zor. Senaryoda, karakterin utanması gereken net detaylar eksik ve sunulanlar yüzeysel kalarak bütünlüklü bir tablo oluşturmuyor. Eğer bu filmin bir özelliği olsaydı, herkesin kendi gerçeği ya da dolabında iskeletleri vardır denebilirdi. Ama hayır. Filmin fikri ve ahlakı net, ancak çok soluk ve hayal kırıklığı yaratıcı görünüyor.

Senaryo, 'Oh, Kanada' filminin belki de en zayıf noktası. Hikaye doğrusal olmayan bir şekilde ilerliyor. Ana karakter geçmişini anlatırken izleyiciyi, genç halini Jacob Elordi'nin ('Saltburn') canlandırdığı yere götürüyor. Kısa bir süre sonra izleyici, geçmiş anılarına şimdiki zamandan notların sızdığını fark ediyor (yapı olarak Anthony Hopkins'li ' filmine biraz benziyor). İzleyiciye, neyin doğru neyin yalan olduğunu anlamanın zor olduğu karmaşık bir bulmaca çözmesi öneriliyor (ana karakter için bile). Görünüşe göre yazarın kendisi seçtiği yönü takip etmiyor. Sadece bazı parçaların Leonard'ın uydurması olduğu tahmin edilebilir. Ancak izleyiciye bununla ilgili en ufak bir ipucu bile verilmiyor.

Olayların kaleydoskopu, gerçeklerin, yüzlerin ve koşulların karışıklığı, finalde kendi hırslarının ağırlığı altında bir karttan ev gibi çöken büyük ve karmaşık bir yapı oluşturuyor. Yönetmen Paul Schrader kendi vizyonunu gerçekleştirememiş, filmi izleyiciden çok kendisi için çekmiş. Filmin baskın biçimi altında ana hikaye kayboluyor.
Bu filmdeki yönetmenlik teknikleri hakkında çok fazla yazmaya gerek yok, ancak takdir edilmesi gereken anlar var.
Anlatım yer yer tutarsız olsa da yönetmen, çerçeveleme ve renk oyunu kullanarak bütünlüklü bir resim oluşturmaya çalışıyor. Renkli ve siyah-beyaz kayıtlar arasında geçiş yapıyor, ancak bu teknik yenilikçi değil. Benzer bir şeyi daha önce Christopher Nolan'ın son filmi ' ve ondan önce de yine onun 'Memento'sunda görmüştük. Tutarsızlıkla yapılan bu oyun, filmle son bağı kaybetmemeye yardımcı oluyor.
'After Credits' yazarları, Nolan'ın Robert Oppenheimer'ın hikayesine karşı bilinçli olarak aldığı tarafsızlığın artılarını ve eksilerini tartışıyor.
Open material
Ya da örneğin filmde, ana karakterin anılarında yaşlı halinin belirdiğini görebiliriz. Bu bir aynadaki yansıma ya da karakterin hafıza kaybı yaşadığını açıkça gösteren bir sahne montajı olabilir. Ancak bu teknik bile biçimle oynamaktan çok içerikle oynamıyor gibi görünüyor ve filmin genel izlenimini kurtarmıyor. Sonuç olarak, önceki yönetmenlik çalışmalarının çok daha başarılı olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Tüm bu anlatım karmaşasının ardından filmin finali, karmaşık bir felsefi söylem değil, oldukça basit bir ahlaki ders olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmenin bu sıradan düşünceyi neden bu kadar karmaşık ve katmanlı bir hikayenin arkasına saklama gereği duyduğu anlaşılamıyor.
Fragman:
Yorumlar
0Henüz yorum yok.
Tartışmaya katılmak için giriş yapın.