
Birçok kült yönetmenin, izleyicilerden yeterince sevgi ve ilgi görmemiş projeleri vardır. 80'ler ve 90'lardaki bu tür filmleri hatırlıyoruz.
Hemen hemen her ünlü yönetmenin ondan fazla filmi vardır ve bunların arasında başarılı olanların yanı sıra gişede ve ödül sezonunda gözden kaçan ancak yine de ilgiyi hak eden filmler de bulunur. 1980'ler ve 1990'lardan bu tür örneklere bakalım.
Kesin Oyun (The Sure Thing, 1985)
Rob Reiner'in ustalıklı yönetimi ve başrollerdeki John Cusack ile Daphne Zuniga'nın performansları sayesinde, bir yolculukta birbirlerine zar zor katlanan üniversite öğrencilerini konu alan bu komedi, tipik gençlik filmlerine kıyasla özel bir çekiciliğe sahip.
Radyo Gevezeliği (Talk Radio, 1988)
Samimi ve kısmen gerçek olaylara dayanan, oyuncu Eric Bogosian'ın (ki kendisi de keskin dilli ve özgür görüşlü bir radyo sunucusunu parlak bir şekilde canlandırmıştır) oyununun bu uyarlaması, Oliver Stone'un imza niteliğindeki büyük ölçekli yapımları arasında sıyrılıyor.
Daha İyi Bir Hayatın Blues'u (Mo’ Better Blues, 1990)
Bir caz grubunda çalan, hem işine hem de kadınlara tutkuyla bağlı bir müzisyeni (Denzel Washington) konu alan film, Spike Lee'nin kariyerindeki en lirik yapım olup, canlı görsel teknikler kullanır ve alışılageldik ırkçılık temasına normalden daha az yer verir.
Kahraman (Hero, 1992)
Stephen Frears tarafından yönetilen bu hikaye, bir uçak kazasında beklenmedik bir şekilde insanları kurtaran şanssız bir yankesiciyi (Dustin Hoffman) konu alır; kahramanlığı, olay yerinde olmayan bir yabancı (Andy Garcia) tarafından sahiplenilir. Film, içtenliği ve toplumsal mesajıyla doludur.
Mükemmel Bir Dünya (A Perfect World, 1993)
En duygusal yapımlarından birinde Clint Eastwood, bir çocuğu kaçıran ve zamanla onun için bir baba figürü haline gelen tecrübeli bir suçlunun (Kevin Costner) peşine düşen şerif yardımcısı rolünü üstlenir.
Hudsucker'ın Kuklası (The Hudsucker Proxy, 1994)
Coen Kardeşler, eski dostları Sam Raimi'nin desteğiyle, sevdikleri retro tarzda, bir şirketin başkanlığına tesadüfen getirilen beceriksiz bir adamı (Tim Robbins) konu alan bir fars çektiler; bu durum, atik bir gazetecinin (Jennifer Jason Leigh) ilgisini çeker.
Tuhaf Günler (Strange Days, 1995)
Eski eşi James Cameron'ın senaryosundan Kathryn Bigelow'un yönettiği bu aksiyon filminde, eski bir polis memuru (Ralph Fiennes) tanıdığı bir kadınla (Angela Bassett) birlikte, anı kayıtları ticareti yaptığı mevcut işiyle bağlantılı bir cinayeti araştırır.
Korkuluklar (The Frighteners, 1996)
Fantastik filmlere yönelmeden önce Peter Jackson, kan ve kara mizah dolu yapımlar yaratıyordu; bunların en ilgi çekicisi, hayaletlerle iletişim kurabilen bir adamı (Michael J. Fox) konu alan bu 'korku filmi'dir.
Buz Fırtınası (The Ice Storm, 1997)
Ang Lee'nin Hollywood'daki ilk projeleri arasında yer alan bu film, taşra hayatının gri gerçekliğini, orta yaş krizini ve ebeveyn kuşağı (Kevin Kline, Joan Allen ve Sigourney Weaver) ile çocuk kuşağı (Christina Ricci, Elijah Wood ve Tobey Maguire) arasındaki farkı resmeden bir dramdır.
Ölüleri Diriltmek (Bringing Out The Dead, 1999)
Huzursuz gece vardiyaları ve ölen hastalarına karşı duyduğu suçluluk duygusu yüzünden çöküşün eşiğindeki bir acil tıp teknisyenini (Nicolas Cage) konu alan film, Martin Scorsese'nin New York sokaklarının çılgınlığını tüm ihtişamıyla gösterdiği son yapım oldu.
Yorumlar
0Henüz yorum yok.
Tartışmaya katılmak için giriş yapın.