
90'ların aksiyon filmleri, birçok süper hitin yanı sıra daha da fazla sayıda göz ardı edilmiş yapımı barındıran ayrı bir film kategorisidir.
Tahmin edilebilirlikleri ve gerçekçilikten uzak olmalarına rağmen, aksiyon ve macera filmleri, parlak görüntüler ve hareketli dinamikler eşliğinde 'iyi' ve 'kötü' karakterlerin çatışmasını merakla izleyen izleyiciler tarafından rağbet görür. 1990'larda bu türde, nadiren hatırlanan ve ilgiyi hak eden pek çok film vizyona girdi.
Darkman (1990)
Pulp dergisi 'The Shadow'u uyarlama izni alamayan Sam Raimi, kendine özgü trash ve korku öğeleriyle dolu tarzında, görünüşünü değiştirme yeteneğine sahip (başrolde Liam Neeson) ve bu sayede düşmanlarıyla savaşan bir süper kahramanın hikayesini yarattı.
The Rocketeer (1991)
Joe Johnston tarafından yönetilen, kendisine güç veren bir cihazı ele geçiren bir pilotu konu alan bu çizgi roman uyarlaması, hem retro atmosferi hem de oyuncu kadrosuyla (Billy Campbell, Alan Arkin ve özellikle Timothy Dalton ile güzel Jennifer Connelly) dikkat çekiyor.
Trespass (1992)
Walter Hill'in Robert Zemeckis ve Bob Gale'in senaryosundan yönettiği filmde, iki itfaiyeci (Bill Paxton ve William Sadler) terk edilmiş bir fabrikada altın hazinesi bulmaya çalışır ve talihsiz bir tesadüf sonucu oraya gelen haydutlarla (Ice-T ve Ice Cube) çatışmaya girer.
The Legend Of Fong Sai-yuk (1993)
Tıpkı Jackie Chan gibi, Jet Li de en iyi yeteneklerini Hollywood'da değil, 'Bir Zamanlar Çin' üçlemesinin gölgesinde kalmış 'Efsane' gibi, felsefi düşünceler ve etkileyici dövüş sahneleriyle dolu dövüş sanatları filmlerinde memleketinde sergiledi.
The Chase (1994)
Charlie Sheen'in bir dizi sıradan projesiyle karşılaştırıldığında, saçma bir dizi olay sonucu bir milyonerin kızını (Kristy Swanson) rehin alan ve onu rahatsız edici televizyon muhabirlerinin takibine maruz kalan bir suçluyu canlandırdığı bu komedi oldukça iyi duruyor.
Nick Of Time (1995)
John Badham'ın, kendi çocuğunu kurtarmak için çılgın bir teröristin (Christopher Walken) emirlerini yerine getirmek zorunda kalan sıradan bir işçiyi (Johnny Depp) konu alan filminde, aksiyon 'gerçek zamanlı' olarak gerçekleştiği için gerilim yüksek kalıyor.
Set It Off (1996)
Gişede başarılı olan ancak şimdilerde unutulmaya yüz tutmuş F. Gary Gray dramasında, 'siyahi' bir mahalleden dört arkadaş (Jada Pinkett Smith, Queen Latifah, Vivica A. Fox ve Kimberly Elise) çaresizlikten banka soymaya karar verir ve kısa sürede bu işin tadına varır, bu da kaçınılmaz olarak onları trajediye sürükler.
Breakdown (1997)
Pek de başarılı olmayan 'Terminatör 3: Makinelerin Yükselişi'ni çekmeden önce, Jonathan Mostow, güpegündüz ıssız bir arazide kaybolan karısını umutsuzca ararken karakterini ve zekasını sergileyen bir adamı (Kurt Russell) konu alan çılgın ve merak uyandıran bir gerilim filmine imza attı.
The Big Hit (1998)
Bir yıl önce vizyona giren 'Grosse Pointe Blank' filmine benzer şekilde, hikayenin merkezinde, iyi huyluluğu ve dağınık özel hayatı işlerini engelleyen, özellikle de kaçırdığı kıza (China Chow) sempati duymaya başladığında işleri zorlaşan bir kiralık katil (Mark Wahlberg) vardır.
Payback (1999)
Yapım aşamasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Brian Helgeland'ın filmi, yönetmenin tasarladığından daha az sert hale gelmiş olsa da, görsel yönü ve sırtına kurşun sıkan suç ortaklarından alacağını tahsil etmeye kararlı kötü adam rolündeki Mel Gibson'ın karizması sayesinde hala ilgi çekici.
Yorumlar
0Henüz yorum yok.