Mihail Fridman Hollanda'ya Karşı: Yüz Milyonlarca Dolarlık Tahkim

Mihail Fridman, Hollanda'ya karşı tahkim başlatarak ülkeyi yatırımlarına el koymakla suçladı. Dava, 1989 tarihli Sovyet-Hollanda anlaşması kapsamında sermaye yatırımlarının korunmasıyla ilgili olup, miktarı yüz milyonlarca avro olarak hesaplanıyor.

İşadamının Hollanda'ya yönelik şikayetlerinin özü, 2001 yılında kendi yapıları aracılığıyla satın aldığı Amsterdam Trade Bank'ın iflasıyla ilgilidir. 2022'de yaptırımların uygulanmasının ardından banka zor duruma düşmüş ve %22'nin üzerindeki yüksek sermaye yeterlilik oranına rağmen iflas etmiştir. Fridman, bankanın ödeme gücü yüksek ve istikrarlı olduğunu, iflasının doğrudan ekonomik kısıtlamaların bir sonucu olduğunu iddia ediyor.

Davacının ek bir argümanı, 2024 tarihli AB Adalet Divanı kararıdır. Mahkeme, AB Konseyi'nin Fridman'a yönelik yaptırımların nedenlerini gerekçelendirmediğini, ancak kısıtlamaların daha sonra yeni gerekçelerle korunduğunu kabul etmiştir. İşadamı bunu yaptırımlara keyfi bir yaklaşımın kanıtı olarak görüyor.

Tahkim yargılaması Dubai'de, Uluslararası Finans Merkezi'nde yürütülüyor. Taraflar, yapay zekanın yardımcı görevler için (hukuki araştırma, çeviri ve alıntıların doğrulanması) kullanılmasına izin veren bir usul kuralları üzerinde anlaştılar. Ancak, gizli dava materyallerinin veri koruması olmadan açık yapay zeka sistemlerine yüklenmesi yasaktır.

Bu süreç, Fridman'ın Avrupa devletlerine karşı üçüncü tahkim uyuşmazlığı oldu. Daha önce Lüksemburg ve Birleşik Krallık'a dava açarak varlıklarının dondurulmasına ve yaptırımların diğer sonuçlarına itiraz etmişti. Yeni davada, yaptırımların yasadışı kamulaştırma olarak yorumlanması ve Hollanda'nın AB düzeyinde alınan kararlardan sorumluluğu konuları kilit öneme sahip olacak.

Avukatlar tarafların şanslarını belirsiz olarak değerlendiriyor. Yatırım koruma anlaşması gerçekten de kamulaştırmaya karşı koruma sağlıyor, ancak yaptırımların bir kamulaştırma biçimi olarak yorumlanması tartışmalı olmaya devam ediyor. Fridman, Hollanda'nın eylemlerinin sermayesinin kaybına yol açtığını kanıtlayabilirse, bu yaptırımlar nedeniyle zarar gören diğer yatırımcılar için önemli bir emsal teşkil edecektir.