Geçenlerde David Rock'un “Beyin: Kullanım Kılavuzu” kitabını okumaya başladım ve daha ilk bölüm iş günüme nasıl başladığımı gözden geçirmeme neden oldu.

Beynin çok sayıda görevden yorulduğunu düşünmeye alışkınız. Ama yazar, çoğu zaman sürekli karar verme ve dikkat dağınıklığından yorulduğunu açıklıyor.

Sıradan bir sabah düşünün.

✉️ 100+ e-posta.
💬 Birkaç mesajlaşma uygulaması.
🗓 Toplantılar.
💡 Unutulmaması gereken fikirler.

Verimli çalıştığınızı düşünüyorsunuz.

Aslında o anda beyin, görevleri çözmek için değil, hepsini aynı anda kafada tutmak için büyük miktarda enerji harcıyor.

Beni en çok etkileyen bir düşünce oldu.

Beyin düşünmek için yaratılmıştır, bilgi depolamak için değil.


Kafanızda ne kadar çok “açık sekme” tutarsanız, gerçekten önemli kararlar için o kadar az kaynak kalır. Bu, bilgisayarda çalışırken tarayıcıda ne kadar çok sekme açıksa sistemin o kadar yavaş düşünmesi gibidir.

Bu yüzden artık güne biraz farklı başlamaya çalışıyorum:

✅önce ana görevi belirlemek;
✅öncelikleri sıralamak;
✅düşünceleri kağıda veya notlara dökmek;
✅ve ancak ondan sonra e-postayı açmak.

Küçük bir şey gibi görünüyor, ama enerjinin belirgin şekilde daha uzun süre yettiği hissi var.

Bu arada, bu yüzden birçok kişi bir saat e-posta inceledikten sonra yarım gün çalışmış gibi hissediyor🙂

Peki sizin iş sabahınız nasıl başlıyor?

✉️ E-posta ve mesajlaşma uygulamalarıyla mı?
🎯 Yoksa doğrudan en önemli görevle mi?