O 'hayalindeki manik kız' işte o...

Sanırım başlıktan anlaşılıyor. Bu imaj bize tanıdık, değil mi? Yunyaşa, Varenka... Yunyaşa, yeniden çizimi okuyanların bildiği biri; Varenka ise eski versiyonda bahsedilmişti (Bu arada, Varya'yı ilk kez göreceğiz!!! - Daha önce görmedik, - ilk arc'ın eklerinde, yani KUSP 2147'de, ama konuyu dağıtmayalım).

Bağımlılık'ın bir uyuşturucu bağımlısı kız ile bir öğretim görevlisinin romantizmi olduğuna dair yorumları zaten gördüm: "İşte yine, filozof bir farenin (neyse fare? Tavus kuşu) ona yaşamayı öğreten çılgın bir kızla karşılaştığı bir hikaye."

Evet, tabii.

Kim kime öğretiyor.


Klasik 'hayalindeki manik kız' klişesinde kahraman erkektir. Sıkıcıdır, yalnızdır ve aniden hayatında bir patlama olur. O, renkli saçları, tuhaf tarzı ve 'hayatını renklendirme' misyonuyla içeri dalar. Ve görünüşe göre benim Yunya'ma benziyor, değil mi? O da kelimenin tam anlamıyla zavallı filozofumuza uçtu. Yine de parlak saç rengine sahip değil... Neyse, bu da olur.

Ama bu klişede beni en çok rahatsız eden bir detay var.

Bu kızların iç dünyası yok.

Hedefleri yok. Gerçek sorunları yok. Gelişimleri yok. Onlar sadece başkasının hikayesi için bir işlev. Özünde, patlayıp sönen zararsız bir havai fişek, sırf erkek kahraman daha havalı olsun diye.

Ama bir an için bu kızın gerçekte var olduğunu hayal edelim.

Ya bu klişeyi alıp salata gibi doğrasak ve üzerine filmlerde ve kitaplarda eksik olan o canlı, acı veren gerçeği döksek?

Şunları düşünmeyi seviyorum:

• Neden böyle oldu?
• 'İçeri daldığında' ne hissediyor?
• Bu 'hayal' olmak için neyden vazgeçti?
• Ve kimi kendisi için feda etmeye zorladı?

Ve asıl önemlisi: Ya o zararsız değilse?

Ya onun aşkı bir cankurtaran simidi değil de bir çapa ise? Ya o 'kahraman' onun için sadece kendi çok karanlık hikayesinde sarf malzemesiyse?

Klişeleri ters çevirmeyi seviyorum. O 'manikliği' göstermek istiyorum, ama öyle ki tüyler ürpersin, kızın parlaklığından değil, bunun neye mal olduğunu anlamaktan.

Ve bu korkutucu. Ve bu güzel. Benim için güzel.