Gerçek olaylara dayanmaktadır.

1925 yılı. Genç yazar Rıbkin, yaklaşık 10.000 adetlik bir kitapla çıktı.

Ama bilinmeyen yazar satılmıyor... Kitap sanki yok gibi. Para kağıda gömülü, yazar borç içinde.

İşte o zaman Rıbkin'in arkadaşı olan bir pazarlamacı, ona gazeteye ilan vermesini tavsiye etti.

«Genç, yakışıklı bir milyoner, G. Rıbkin'in kitabının kahramanına benzeyen bir kız arıyor»

Ertesi gün tüm baskı raflardan silindi.

Hiçbir reklam kampanyası. Bütçe harcaması yok. A/B testleri yok. Tef çalmak yok. Sadece insanın gerçekten ne istediğine dair tek bir isabetli vuruş.

Kitap değişmedi. Onu görme biçimimiz değişti.

İşte tüm pazarlama bu.

Kazanan, en yüksek sesle ALIN diye bağıran değil, kitlesini en iyi hissedendir: onu neyin ısıttığını, neyin korkuttuğunu, gece üçte ne hayal ettiğini bilen.

Bu bütçesiz pazarlamadır. Ucuz değil, akıllıca.

1925'te işe yaradı. 2026'da da işe yarıyor. İnsanların dile getiremediği arzuları olduğu sürece her zaman işe yarayacak.

Pazarlama reklam değildir. Hedef kitlenizi anlama bilimidir.


Basitçe Pazarlama, Stas Yesenin