Konsept şu: sabah düşünce yakıtı deposu dolu, bu yüzden zorlu görevlere aktif olarak girişiriz. Akşam depo boşaldığında, en basit görevleri bile yapmakta zorlanırız. Bu duruma ego depletion denir.
Bunun nedeni, gün boyunca aldığınız kararlardır. Çünkü her biri sınırlı olan bir kaynağı tüketir.
Ama asıl sorun, bu durumda öz denetimimizin azalmasıdır. Sonuç olarak, hızlı zevklere yönelme olasılığımız artar. YouTube'da takılmak, cips yemek gibi.
Ve yoğun saat, uykudan önceki son 2-3 saate denk gelir. Bilişsel fren aşınmıştır ve tüm hızlı zevkler elinizin altındadır.
Sonuç olarak akşam kontrolü kaybederiz ve sabah kendimizi suçlarız. Ama gerçek şu ki, fiziksel olarak “kendimizi toparlama” şansımız yoktu. Tüm kaynak gün içinde tüketilmişti.
Bu nedenle bir dahaki sefere ayartılmaya direnme sözü hiçbir işe yaramaz. Bu irade gücüyle ilgili değil, bilişsel kaynağın tükenmesiyle ilgili. Aynı şekilde, deposu boş bir arabayı 100 metre daha gitmesi için ikna etmeye çalışmak gibi.
Peki ne yapmalı?
1. Akşamı önceden planlayın. Böylece akşam seçim yapmak zorunda kalmazsınız. Belirlenmiş bir planı takip etmek, anlık kararlar almaktan daha kolaydır.
2. Çevre ya düşmanınızdır ya da müttefikiniz. Tatlıya düşkünseniz, göz önünde bulundurmayın. Telegram'da takılıyorsanız, uykudan birkaç saat önce engelleyin.
3. Zor görevler sadece gündüze. Akşama, düşünce yakıtını büyük ölçüde tüketmeyen şeyleri bırakın.
Ve en önemlisi: akşam apatisi bir hata değil, bir özelliktir. Vücut şu sinyali verir: “Bugünlük karar yeter, tükenmek istemiyorsan dinlenme zamanı.”
Bu sinyali görmezden gelebilirsiniz, ama uzun süre değil. En iyisi, kaynaklarımızın sınırlı olduğu fikrini kabul etmek. Ve bu normal.
Yorumlar
0Henüz yorum yok.
Tartışmaya katılmak için giriş yapın.