Geçenlerde bir koçluk seansına bir danışan şu taleple geldi: 'Topluluk önünde konuşmaktan korkuyorum. Yaklaşan konuşmamdan önce sakinleşmek istiyorum.'
Tam olarak neden korktuğunu araştırdıktan sonra başka bir soru sordum:
'Korkmasaydın, nasıl olmak isterdin?'
Cevap 'Arsız' oldu.

Korkuyu uzun uzun analiz edebilir, nedenlerini arayıp onlarla savaşabilirdik. Ama danışanın bu durumu hayal ederken nasıl canlandığını fark ettim.

— Arsız olduğunda nasıl birisin?
— Kendime güveniyorum, keyfim yerinde, insanları ateşleyebileceğimi, bildiklerimle onları etkileyebileceğimi görüyorum.

İşte anahtar burada. Bazen değişim, korkunun nedenlerini analiz etmekten değil, sonucun imajından gelir.
Kendini istediğin durumda hayal ettiğinde, orada hangi enerjinin yaşadığını, ne verdiğini görürsün — kaynak ortaya çıkar. 'Neyden kaçıyorum' değil, 'neye varmak istiyorum'.

Sordum:
— Seni arsız yapacak ve bu durumu sana verecek şey ne?
— Güzel görünmek ve burada uzman olduğumu bilmek. Onlara yeni bir şey öğretmeye ben geldim.
Neden bundan korkayım ki? Seviyemin ve fayda sağladığımın tadını çıkarmak istiyorum.

O anda yüz ifadesinin değiştiğini gördüm — daha fazla güven, bir gülümseme.

— Bu durumu sende ne destekleyebilir?
— Odaya girerken, benimle buluşmayı çok uzun zamandır beklediklerini, konuşmama gelmeye kendilerinin karar verdiklerini hayal edebilirim. Ya da odadaki herkesin arkadaşım olduğunu.

Bazen tek bir seans, odağı başarısızlık saplantısından olumlu sonuca kaydırarak kaygıyı azaltmak için yeterlidir.

Korkmasaydınız nasıl hissetmek isterdiniz?

*Tam bir seanstaki soruların küçük bir kısmı alıntılanmıştır. Yayın danışanın onayı ile yapılmıştır.